


Dünden beri Beşikdüzünde iş bankasının şube kapatması konusunda objektif habere gelen hemşerilerimiz ''Beşikdüzü köy olsun dediler''.
İçinde kütüphaneleri olan kadınların gençlerin, geçmişten devraldıkları zanaatler üzerinden atölyeleri olan, çocukların, gençlerin, yaşlıların, engelli yurttaşlarımızın erişimine kullanımına açık ulaşımı olan parkları, bahçeleri olan bir köy olsun Beşikdüzü.
Cumhuriyet meydanını boşaltıp geçmişle bağını kuran bir köy olsun Beşikdüzü. Anneler, babalar, dedeler, nineler, çocuklarının torunlarının ellerinden tutup; okudukları ilkokulu, ortaokulu, liseyi gösterebilsinler çocuklarına, torunlarına. Denizi olan bir köy olsun Beşikdüzü. İnsanlar denize girebilsinler, geleneksel balıkçılık kıyılarımızda mümkün olabilsin.

İş Bankası şube kapatıyor diye tepki gösteriyoruz. Elbette bir kamu birimi ticari işletme banka bir yerde varsa orada ekonomik sosyal hareketlilik çoğalır. İnsanlar bu hareketlilikten yararlanır. Yapay zeka çağındayken her şey otomasyona geçiyor. Çok değil 15 - 20 yıl sonra bugün banka şubelerine benzer yapılar yaşadığımız yerlerde zaten gözükmeyecekler. Beşikdüzü'nde belli çevrelerin kişilerin banka kapanıyor üzerinden tepkilerini anlamakta güçlük çekiyoruz. Bu tepki de bir samimiyet göremiyoruz. Beşikdüzü'nde şehir müştereki mekanlar bir bir dönüştürülürken, halk şehrin kullanıcısı değil, müşterisi haline getirilirken ses çıkartmayanlar; konu banka olunca ayaklanıyorlar. Beşikdüzünü bir bütün olarak görmeden, Beşikdüzü üzerine hükümler vermek samimi olmuyor.
Köy-şehir karşıtlığı üzerine bir dil kuruluyor,bu doğru değil. Halkın eğitim, sağlık, sosyal ihtiyaçlarını karşılayabidiği, suyu, toprağı, denizi kirlenmemiş müşterek mekanları ticarileşmemiş bir köy olsun Beşikdüzü.




