


Beşikdüzü bir zamanlar kültürüyle, sanatıyla ve deniziyle yaşayan bir ilçeydi. Elimizde bir deniz kalmıştı; şimdi ona da girmek yasak.
Beşikdüzü’nde bugün gelinen noktada, güvenli yüzme alanı oluşturmak yerine denize giriş yasaklanıyor; Kabahatler Kanununun 32. maddesince yasağa uymayan vatandaşa 3.705 TL idari para cezası yazılması gündeme geliyor.

Bitmedi, devamı da var:
Kolluk görevlisinin uyarısına rağmen denize girilir ve çıkmamakta ısrar edilir, cebir veya tehdit uygulanırsa TCK’nın 265. maddesi kapsamında “Görevi Yaptırmamak İçin Direnme” suçundan denize girenler hakkında adli soruşturma da başlatılabilir. (6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası)
Peki çözüm gerçekten bu mu olmalıydı?
Cankurtaranı, dubası, güvenlik şeridi ve gerekli altyapısı olan yüzme alanları oluşturmak bu kadar mı zordu?
Bir sahil ilçesinde yıllar geçiyor; festival kayboluyor, sosyal yaşam geriliyor ve sonunda halka “denize de giremezsin” deniliyor.
Beşikdüzü halkı yasakları değil, yeniden denizle, sanatla ve kültürle buluşmayı hak ediyor. (Kaynak: Ozan Karagöz'ün Yazısı)




