

EŞARBINI YAN BAĞLAMA !
Konuşurken kendini dinleyicinin insafına bırakanlar için söylenir:
İstiridyeler dolunayda tam olarak açılırlar ; yengeç bu açılmayı gördüğünde istiridyenin içine taş ya da yosun atar. Böylece istiridye bir daha kapanamaz ve yengece yem olur.
Yazarken de dikkâtli olmak lâzım!
Çok uzaklardan gelmiş uzun kızıl karanfil, Beşikdüzü'nde otogarda çay ocağında Enver'e Urfa'yı anlatıyordu. Enver'in yüzünde Eşarbını Yan Bağlama türküsü...
Emekli Evi yüzünü denize dönmüş , yavaştan şenlenmeye başlayan yeniyenicik miniminnacık çocuk parkına bakıyordu. Parkta eşarbı yan bağlamış iki kadın kenarlıkta oturuyor, kaydırakta üç çocuk. bankta kendini okuyan bir adam! Parktan sonra yol, yoldan sonra deniz ; araba gürültülerini duymazsan , göğe balon bırakmışsın gibi ; yere un dökmüşsün gibi...
Bazen karıştırıyorum ya çok uzun bir gündü. Okuldan kaçmıştık. Kurbağalara bakmıştık çok uzun. Kalabalıktılar kurbağalar Kurbağalı Dere'de. Beşikdüzü istiridye, Beşikdüzü yengeç dolunayda!
Su çürüdü, toprak kirlendi. Deniz kafeslendi.
Bu uyumsuzluk çok korkunç. Lambayı kapat Yakup , kapat da nefes alabilelim. Bu kediler nereye koşuyor böyle kırmızı alevler içinde! Kim istiridye kim yengeç Yakup lambayı kapat! Dönelim dünyanın yaratılmamış hâline!
Kaç Ali geçti Yakup Beşikdüzü'nde bu çarkın içinden. Korkunç uyumsuz bu çarkın içinden!
Kendini okuyan adam kalktı oturduğu banktan! Durdu ayakta. Kitabı kaldırdı rafa.
Enver'in yüzünde Urfa türküsü!
Eşarbını yan bağlama
Ben söyleyim sen ağlama
Zalım anan bana vermez
Oturup da sen ağlama
Boyun büküp sen ağlama




