

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladığımız bu günlerde, Rüsumat gemisini hatırlamak ayrı bir önem taşıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ilk tanıyan devlet birkaç yıl önce kendi monarşisini deviren Sovyet Rusya olmuştu. 24 Ağustos 1920 günü Meclisimizin Sovyetler Birliği ile imzaladığı antlaşmadan sonra deniz üzerinden silah ve cephane yardımı gelmeye başlamıştı. Düşman gemilerinin saldırgan baskısı altında bu nakliyatı gerçekleştiren Kuvayı Milliye donanmamızda Rüsumat No 4 de yer alıyordu.
Geminin Ordu limanında yaşadıkları Bağımsızlık Savaşı’mızın efsaneleşen olayları arasında yer almaktadır. Geçen yazımızda bu olayın başlangıcını yazmıştık. Şimdi devam edelim.
Düşman gemileri ayrılır ayrılmaz Ordu Limanı’ndaki gümrüğün tulumbası bir kayığa yüklenip hızla Rüsumat’a yaklaşıldı. Büyüyen yangın söndürüldü. Düşman oyuna getirilmiş, gemi kurtarılmış, ancak epey hasar almıştı. Gemi küpeşteye kadar denize batmış, baş üst güverte yanmış, yangın ambara sıçramış ve baş direği devrilmişti. Şimdi hemen makine dairesine dolan suların boşaltılması gerekiyordu. Ancak bunun için önce deniz suyunun içeri dolmasını sağlayan valf kapakları yerine takılmalıydı. Bunlar da makine dairesindeki yağlı suyun dibindeydi. Ordulu bir delikanlı bunu yapabileceğini söyledi. Ona kapakları nasıl takacağı anlatıldı. Genç birkaç dalışta işi halletti. Hemen ardından el birliği ile sular boşaltıldı. Ardından kazanlar fındıkkabuğu ile yakıldı, makineler fındık yağıyla yağlandı. Nihayet gemi Orduluların tezahürat ve alkışları arasında yeniden yüzdürüldü.
Rüsumat ertesi gün Trabzon Limanı’na yanaşırken, Yunan gemileri Panthir ile Dafni yeniden Ordu Limanı’na geldi. Kıyıya toplanan Ordulular, batmış gemiyi bulamayan düşmanın şaşkın halini gülerek izlemişlerdi. İki gün sonra büyük bir Yunan zırhlısı daha Ordu Limanı’na geldi, limanda demirlemiş olan Osmanlı posta hizmetindeki Gülnihal vapuruna el koyup aldı götürdü. O günlerde Polatlı-Haymana hattına kadar ilerlemiş olan Yunan ordusuna karşı, Türk ordusu harekete geçmek üzereydi. Başkumandan Mustafa Kemal Paşa idi.
Ordu’dan Trabzon’a gelen Rüsumat onarım için Batum’a gitti. Düşman gemilerine Ordu’da oynanan oyun çabuk duyulmuş, Karadeniz kıyılarında yankılanmıştı. Batum Limanı’ndaki Preveze ve Aydın Reis gambotlarımız ile İtalyan Remo yolcu gemisi düdüklerini çalarak Rüsumat’ı karşıladı. Mürettebatın çabalarıyla gemi onarıldı.
Gemi yeniden sefere hazır hale getirildikten sonra, 26 Eylül 1921 günü silah ve mühimmat yüklenip yeniden yola çıktı. Üçüncü gün Samsun’a ulaştığında, artık Sakarya’da Yunan ordusu bozguna uğratılmış, Bursa’da zafer bekleyen Yunan Kralı Konstantin ülkesine geri dönmüştü. Kral bir yıl sonra tahttan çekilecekti. Ankara’da ise Meclis, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’ya Gazi unvanı vermiş, Mareşal rütbesiyle onurlandırmıştı.
Rüsumat Samsun’a geldiğinde limanda DD-240 Sturtevant adlı ABD askeri gemisi demirlemişti. K. Bozkurt bu gemiyi ABD Stewart DD-224 torpido muhribi diye not etmiştir. Oysa bu savaş gemisi 4 Mart 1920 günü denize indirilmiş ve Pasifik donamasında görevlendirilmiştir. DD-240 Sturtevant ise 1921 yılında Marmara ve Karadeniz’de görev yapmış, Samsun ve Batum hattında defalarca bulunmuştur. Görevi “Yakın Doğu Yardım Heyeti” adı altında Ankara ile Moskova arasındaki ilişkiler hakkında istihbarat toplamaktır. Rüsumat Samsun Limanı’na yaklaşırken, bu alışılmadık gemiye hayret eden ABD askerleri güverteye çıkıp şapkalarını sallayarak onu selamlamıştı. Gemi limana demirlediği an çevresini kuşatan balıkçı tekneleri iki saat içinde yükü alıp karaya taşıdı. Bunlar Giresunlu Topal Osman’ın da içinde olduğu yerel güçler olmalıdır. Rüsumat akşama doğru, puslu ve hafif çiseli bir havada limandan ayrılıp Trabzon’a doğru hareket etti.
Karadeniz’in Anadolu kıyılarında savaş devam ediyordu. Ordu’da oyuna geldiğini çoktan anlayan Yunan Kraliyet Donanması her yerde Rüsumat’ı arıyordu. Bu gemiler arasında amiral gemilerinden Kilkis (eski ABD Misissipi) ve Lemnos (eski ABD Idaho) zırhlıları ile İngiliz yapımı Aetos, Leon, Ierax ve Panthir muhripleri bulunuyordu. Bunlara ek olarak Niki, Doxa ve Aspis torpido botları hızlı kıyı keşiflerinde ve liman önlerindeki tacizlerde kullanılıyordu.
Rüsumat Samsun’da yükünü boşaltıp geri dönerken Asteğmen Kemalettin 24-04 gece vardiyasında idi. Limanların önünden geçerken kayıklarıyla gemiye yanaşan reisler düşman gemileriyle ilgili bilgi veriyordu. Yol üzerinde hiçbir tehlike yoktu. Emir gereği kıyıdan 1,5 mil açıkta seyrediyorlardı. Asteğmen Kemalettin, 29 Eylül 1921 sabahı saat 04:00’de vardiyasını teslim ettikten sonra gidip salondaki masanın üzerine serili yatağına elbiseleriyle birlikte uzandı, uykuya daldı.
Devam edecek…



